PENCERELERİN ENERJİ DEĞERLENDİRMESİ

Türkiye’de Yapılaşma ve Enerji Kullanımı

Türkiye nüfusu 1990’da 56,5 milyonken Aralık 2010 verilerine göre 73,7 milyon olmuştur. Aynı sayımın sonuçlarına göre kentleşme hızı artışına bağlı olarak yerleşim yerlerinde dağılım il ve ilçelerde yoğunlaşmış ve nüfusun %76,3’ü (56,2 milyon) il ve ilçelerde konumlanmış, geri kalan %23,7’si (17,5 milyon) belde ve köylerde yerleşik olarak bulunmaktadır. Nüfusun yarısı 29,2 yaşından küçük olması nedeniyle, nüfusun genç bir nüfus olduğu söylenebilir. Sonuç olarak, konutların ve ticari binaların şehirlerde hızlı bir biçimde arttığını söyleyebiliriz.Toplam bina sayısının %6’sının son 7 yılda yapıldığını söylersek, yapı sektöründeki gelişmeyi gözler önüne sermiş oluruz. Bu konuda, TOKİ, 2003-2009 döneminde 390.000 konut ve buna benzer çeşitli binalar yapmıştır.

TÜİK’in yaptığı sayıma göre Türkiye’de 2008 yılında 16.795.917 konut varken, 2010 yılında konut sayısı 19.209.908’e çıkmıştır. Aynı kaynaktan elde edilen bir başka veri de, 2000 sayımında Türkiye’de 7,8 milyon bina ve toplam ısıtma yapılan alanın 900-1.000 milyon m² olduğu ortaya çıkmıştır. 2000’den 2008’e kadar olan sürede 750.000 adet yapı ruhsatı alınmış, bu da toplam bina sayısının 8,6 milyon ve toplam ısıtma yapılan taban alanının 1,7 milyar m² olmasına neden olmuştur. Kuşkusuz bu sayılar, izinsiz yasa dışı yapılan binaları içermemektedir. TÜİK, binaların %86’sının konut, kalan %14’ünün konut olmayan binalar (okul, ticari ve kamu binaları gibi yapılar) olduğunu belirtmektedir.

*Yazıda bundan sonra, “Ton Eşdeğer Petrol” yerine TEP, “Karbondioksit Eşdeğer Ton(CO₂ Eşdeğer Ton)” terimi yerine KET terimleri kullanılacaktır.

Her ne kadar Türkiye dünyanın en büyük 17. ekonomisi olsa da, OECD ülkeleri arasında kişi başına geliri düşük olup, kişi başına enerji tüketimi de en düşük düzeydedir. OECD ortalaması 4,64 TEP/kişi’yken, Türkiye ortalaması 1,35 TEP/kişi’dir; tüketici giderlerinin %25’i enerjiye harcanmaktadır. Türkiye, dünyada en çok enerji tüketen 25 ülke arasında yer almaktadır. 2007 yılında enerji tüketimi yaklaşık 106 milyon TEP olmuştur. Hem nüfusun artması hem de ekonomik büyüme sonucunda 2020 yılında toplam enerji tüketiminin 220 milyon TEP olacağı hesaplanmaktadır.

Türkiye elektrik tüketimi 2008’de 198 Tw-saat olmuştur. Bu rakam 1990 tüketiminin üç katıdır. Konutlarda kullanılan elektrik miktarı 40 Tw-saat ve ticari sektörde kullanılan elektrik miktarı 23 Tw-saat’tir. Binalarda kullanılan enerji tüketiminin %70’i binaları ısıtma ve sıcak su gereksinmeleri için kullanılmaktadır.

Binalarda enerji kullanımı, sanayi ve ulaşımdan daha çoktur. Ulaşımda %28, sanayide %32 enerji kullanılırken, bu oran binalarda %40’a kadar çıkmaktadır. Bir başka kaynağa göre (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 21-23 Ekim 2001 Türkiye 11. Enerji Kongresi - İzmir) enerji kullanımının %35’i binalarda olmaktadır.

Binalarda enerji kayıplarının en çok olduğu yerler; duvarlar, çatılar, temeller ve pencere ile kapılardır. Elektrik İşleri Etüt İdaresi internet sitesi verilerine göre, pencerelerden kaybolan enerji miktarı yaklaşık %25 civarındadır. Yukarıdaki veriler, pencerelerden kaçan enerji miktarının toplam enerji kullanımının %8,75 ile %10 arasında olduğunu göstermektedir. Bu, Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut olduğunu düşünürsek, büyük bir orandır.

2007 yılı verilerine göre Türkiye toplam ithalatı 169,99 milyar USD olmuştur. Enerji ithalatı 38,12 Milyar USD iken pencerelerden kaynaklanan enerji kaybı (toplam ithalatımızın yaklaşık %2’sidir) 3,336 ile 3,812 Milyar USD olarak hesaplanmıştır.

2011 yılına gelince de 54,11 Milyar USD enerji ithalatına karşılık 4,73 ile 5,41 Milyar USD pencere kaynaklı enerji kaybı oluşmuştur. 2012 yılında enerji ithalatı 65 Milyar USD olarak tahmin edilmektedir. 2012 yılında yaklaşık pencerelerden kaynaklanan enerji kaybının 5,69 ile 6,5 milyar USD olacağı öngörülebilir.

Binalarda kullanılan enerjinin %60’ının ısıtma amaçlı kullanılması, pencerelerin enerji kayıplarında ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Pencerelerden enerji kaybını konut ölçeğinde incelediğimizde, pencerelerde kullanılan çerçeve malzemesi ile birlikte kullanılan camlarında ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.

ÇEVRESEL BOYUT - CO₂ Salımı

Pencerelerden kaynaklanan enerji kaybını yalnızca enerji kaybı olarak değil, (CO₂) Karbondioksit salımının artması olarak da değerlendirmek gerekmektedir.

2008 yılı verilerine göre Türkiye’nin toplam sera gazı salınımı 366,5 milyon KET (CO₂ Eşdeğer Ton) olarak hesaplanmıştır. Toplam enerji kaynaklı CO₂ eşdeğer salınımları, toplam sera gazı salımının %29’u olup, 106 milyon KET’tir. Bu rakamın %32’si binalarda kullanılan enerji tüketiminden kaynaklanmaktadır. Bu da, 34 milyon KET’tir. Mevcut düzenleme ve uygulamalar sürdüğü sürece, aynı nüfus artış hızı ve aynı ekonomik büyümeyle, bina sektöründeki enerji tüketimi 2020 yılında 47,5 milyon TEP (Ton Eşdeğer Petrol) olacak ve bu da CO₂ salımının iki katına artmasına yol açacaktır.

Binalarda kullanılan enerjinin büyük bir kısmı ısınma (%60) ve sıcak su kullanımı (%18) için harcanmaktadır. Binalarda kullanılan enerjinin %25’i pencerelerden kaybolmaktadır. Dolayısıyla pencerelerde enerji kaybından kaynaklanan CO₂ eşdeğeri salım miktarı (en az 5,1 milyon ton) yaklaşık 8,5 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. Pencerelerdeki enerji kaybından kaynaklanan salım miktarının toplam salım içindeki payı %1,5 ile %2,3 arasında değişmektedir.

Çevresel boyut yukarıdaki veriler ışığında olumsuz gözükmesine karşın, yapılabilecek çok az bir düzenleme ve uygulamayla en kolay iyileştirme sağlanacak alanlardan biridir. Enerjiyle ilgili maliyet tasarrufu sağlayan verimlilik önlemleri alındığında binalardaki mevcut enerji tüketimini %30 ile %50 arasında azaltmak kolaylıkla mümkün olacaktır.

Örneğin İngiltere’de 2050 yılında CO₂ salımının %80 azaltılması hedeflenmesi, konunun ülkemiz açısından önem derecesini göstermektedir. Ülkemiz Kyoto protokolünü imzalamış ve taraf olmasıyla karbon emisyonlarını da kontrol altına alması gerekmektedir.